Jan Švankmajer – Diyaloğun Boyutları (1982)

Sırasıyla üç bölümden oluşan, insanın tarihle, insanla ve devletle olan diyalogları.

Birinci bölümde (Sonsuz Diyalog) Giuseppe Arcimboldo tablolarından esinlenilmiş; yiyeceklerden, yani insanın varolmasını sağlayan bütün biyolojik gereksinimlerden oluşan figür, tabak, bıçak benzeri tüketici figür tarafından öğütülür. Öğütme ve sindirme işlemi çok ince bir detay. Bir sonraki aşamaların gerçekleşmesi döngüsünde sürekli tekrarlanması gereken bir nota olarak vurgulanıyor. Sonra gelen kitap, cetvel vb. bilim motifleri ise bu döngüyü öğütmeye başlıyor. İnsanın geçirdiği tarihsel evrim karmaşık gözüken bir sırayla veriliyor. İlkel klanlar halinde başlayan macera, kullanılan materyaller iyi incelenirse, tarım, rönesans, sanayi çağı, moda enstrümanları ve modern zamanlara kayış gibi dönemleri simgeliyor. Švankmajer; kendi evrim teorisini anlatıyor. bilinen tarihin içindeki insanın evrimi. Birbirini öğüten bu denge presleri sonunda organizmasının yanında kültür dnasını da yaratan modern insanı yaratıyor. İnsan yaratıldıktan sonra, insan kusmaya başlayarak kendini tekrarlıyor ve döngü bu çizgide devam ediyor. Oluşmasına neden olan etkenler, bu şekilde aktarılmış oluyor.

İkinci bölümde (Tutkulu Diyalog) insan ruhunun biyolojiye indirgenmiş perspektif vesikalığı var. Modern insan ilişkilerinin en temel basamağı. Kadın-erkek dansı. Heykellerin tutkulu sevişmesi sonrası ortada kalan çocuk olarak ifade edilse de, ikincil ve çok güçlü bir anlamı daha var: Aşktan geriye kalan. Bedenleri birbirine karışan, asal bir kütle haline gelen çift, tatmin sonrası ortaya çıkan suçluluk ve izi taşımak istemiyor, suçu birbirlerine atıyorlar. Sonunda birbirlerini yok ederek soyut bağlamda iletişimlerini yok ediyorlar. Filmin can alıcı noktası bu bölüm, iletişim başlığı altında anlatmak istediğini izleyiciye şöyle bir gösterip çekiyor yönetmen: İletişimdeki samimiyetsiz iletişimsizlik, iletişimin menfaat güden yanı.

Üçüncü ve son bölüm (Yorucu Diyalog) tamamen tüketici toplumun birbirinin menfaatlerini karşılarken, birdenbire bu menfaatlerin çatışmaya dönüşmesini anlatıyor. İhtiyaçları tamamlar nitelikte seyreden ilişkilerin devletler arası olduğunu anlamak güç değil. Heykellerin birer iş adamı olgunluğunda betimlenmesi bu yüzden. Karl Marx’ın öngördüğü çatışma ve dünya savaşları, ham madde ve pazar ihtiyacı gibi nedenlerin sonunda güç üstünlüğüne evrilmesi, elde olan ürünlerin karşı tarafın ekonomisine verdiği zarar, fiziksel uyuşmazlık imgesi altında. Başta birbirini tamamlayan objelerin uzlaşmazlığa ve asenkronize bir duruma gelmeleri bu sebepten. Bitkin düşen iki figür, yorgun düşen insanlık. kapitalizm ve komünizm.