Kükreyen Yirmi’lerin Almanya’sında “Yeni Nesnellik” ve Fabrika-Şehir Berlin’in İki Filmi

“Neue Sachlichkeit” ya da İngilizcesi ile “New Objectivity”, Türkçesi ile “Yeni Nesnellik veya “Yeni Yansızlık” akımı Weimar dönemi(1919-1933) Almanya’sında etkili olan bir sanat akımıdır. Özellikle Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa’da, insanın (veya sanatçının) kendi eylemleri veya sanatsal üretimleriyle dünyayı değiştireceğine dair duyulan inanç yıkık şehirlerin beton dolu sokak-mezarlarının altında kalmıştır(Baker: 2011, 284). İkinci…[…]

Star Wars: Uyanan “Yeni Güc’ün” Şafağında Taoizm’e Veda

Modern kapitalist hayatta pek azımız satın aldığımız ve tükettiğimiz ürünlerin detaylarıyla ilgilenmeye devam ediyor. İçine doğdumuz bu dünyanın bir özeti olarak, ihtiyacımız olmayan pekçok ürünü satın almamızı sağlayan dev bir reklam endüstrisi var karşımızda. Sinemanın yarattığı markaları en başından itibaren çok başarılı biçimde pazarlayan ve görselin sahip olduğu gücü çok…[…]

Üçüncü Sinema ve Tomás Gutiérrez Alea

…insanlık bizden karikatür ve kötü taklitlerden  çok daha fazlasını bekliyor. – Franz Fanon Üçüncü Sinema ve Sinemasal İmajın İşlevi “Üçüncü Sinema” kavramı “Üçüncü Dünyacılık” ideolojisinin sinemadaki karşılığı olarak ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla kavramın anlamlandırılabilmesi açısından kısaca Üçüncü Dünyacılık fikrinden bahsederek başlayabiliriz. Üçüncü Dünyacılık fikri, İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı büyük yıkımın sonucu olarak, anti-kapitalist ülkeler ve…[…]

Görselin Gücü ya da Gücün Görseli

“‘Pathe’ ya da ‘Gaumont’¹ değil Bu değil, bunun hakkında değil. Elma, Newton’ın gördüğü gibi görülmeli. Evrene karşı açık gözler. Böylece sıradan bir köpek Pavlov’un gözünden görülebilir. Sinemaya Gidiyoruz Sinemayı Büyütmeye Sinemayı görmeye gidiyoruz.* 2000’li yıllardan geriye, sinemanın yüz yıldan biraz uzun olan kısa tarihine baktığımızda, bu kısa tarihin, başta Hollywood olmak üzere birçok odak tarafından sürekli olarak kendi lehine…[…]

Yeni Dalga ve Godard Sineması Üzerine Notlar

Fransız yeni dalgası ve Godard Sineması üzerine yazmak, sonlanmamış bir süreci tarihleştirmeye çalışmakla benzer sorunları içeriyor. Yani, bir “şey”den bahsetme süreci,bazen (ya da çoğunlukla), yorumun, bilgiye karşı zaferiyle sonuçlanan ve seçişlerin vazgeçişleri öncelediği bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Şimdilik bu ve benzeri çekinceleri bir kenara bırakıp, Godard sinemasından bahsetme serüvenine;…[…]