İskele (1962)

Dünyanın altını üstüne getiren 3. Dünya Savaşı’ndan sonra nükleer savaştan etkilenmeyen bir grup insan yeraltında yaşamaya başlar. Aralarında araştırmacıların da olduğu grup savaş öncesi dünyasına doğru bir yolculuk yapmaya karar verir. Bu yolculuk için seçilen kişi ise çocukluğunda yaşadığı bir olayın etkisinden kurtulmayı başaramayan takıntılı bir adamdır.

Zaman yolculuğu basit koşullarda gerçekleşir, kirli bir hamağa yatırılan adam, gözlerine bağlanan aygıtların da yardımıyla henüz dünyanın güzel günlerini yaşadığı günlere doğru bir yolculuk yapar. Burada tanışacağı bir kadın ise onu bu zaman dilimine bağlamaya başlar.

Fakat yeni hayatı, yaşadığı olaylar ve araştırmanın farklı bir konum almaya başlaması yolcuyu yavaş yavaş çocukluğunda yaşadığı olaya doğru götürmeye başlar. Çocukluğundaki olayı hatırlar önce, bir havaalanında yabancı bir adamın vurulduğuna şahit olmuştur. Şimdi aynı havaalanında hem kendine yönelen kurşunları hem de meraklı bir çocuğun bakışlarını üzerine çeker. Paradoksal bir kader sonu olur.

Chris Marker’in yönetmenliğini üstlendiği kısa film hem estetiği hem de öyküsü ile olağanüstü. Tüm film fotoğraflardan oluşuyor, sadece tek bir hareketli görüntü yer alıyor filmde, ki o da belli belirsiz görünüp kayboluyor. Müzikleri ve puslu fotoğrafları ile yarattığı atmosfer bilim kurgu sinemasının en ilginç yapıtlarından birini ortaya koyuyor.

Film Terry Gilliam’ın 12 Maymun isimli filmine de esin kaynağı oldu. Kısa filmin yönetmeni Marker, 12 Maymun’da da senarist olarak yer aldı.


Orjinal Adı: La Jetée
Yönetmen: Chris Marker
Koleksiyon: Bilim-Kurgu

Son Hokkabazlık (1964)

“Son Hokkabazlık”, Çek yönetmen Jan Švankmajer’in 1964 yapımı kısa filmidir. Bu film aynı zamanda yönetmenin ilk filmidir.

Filmin jenerik kısmında oyuncular ve set ekibi perde arkasında oyun için hazırlanırken görülür. Oyun, hem aktörler hem de Kuroko (Geleneksel Japon Tiyatrosu’nda karalara bürünen karakter) tarzı kuklalarla canlandırılan Mr. Edgar ve Mr. Schwarzwald adındaki iki pandomimvari hokkabazın, görünmeyen kitleyi tatmin etmek için çeşitli numaralar sergileyerek birbirine üstünlük kurmaya çalışmasını anlatır.

Her bölümün sonunda, ikili birbirini tokalaşarak tebrik eder. Fakat tansiyon yükseldikçe, dostça olan tokalaşmalar daha sert ve şiddetli bir hale gelir. Edgar ilk numarasında hamur kalıbı olan kafasının içine attığı bir balığın derisini, kafasındaki makine yardımıyla yüzer ve yer. Schwarzwald ise keman çalarak ortaya çıkardığı köpek kuklasını gergin ipte oynatarak onun bir adım önüne geçer. Kendi sırası gelince Edgar, vücudundan ve kafasında ayrı ayrı kollar çıkartarak çeşitli enstrümanları rastgele çalar, Schwarzwald da bu numarayı ayrı ayrı kafalar çıkartıp aynı anda birden fazla iş yaptırarak taklit eder. Bunun ardından Edgar birkaç sandalyeyi canlandırır ve sirklerdeki aslan terbiyecileri gibi kırbaçlayarak çeşitli numaralar yaptırır. Bu son numarasının ardından Schwarzwald artık gerginlikten hareket edemez olmuştur. Sinirini yine bir el sıkışması ile çıkarmak isteyen Schwarzwald, uzun uğraşlarının sonucunda Edgar’ın elini sıkar. Ancak bu kez el sıkma, haddini aşan boyuta gelir ve Edgar’ın kolu yerinden çıkar. Kavga daha şiddetli hale geldikçe ikili birbirlerini parçalara ayırır ve yok olmalarına sebep olurlar.

Filmin başından itibaren kafalarının kapağı açıldığında görülen böcek, filmin sonunda parçalara ayrılan Edgar ve Schwarzwald’dan geriye kalan tek şey olur. Kafalarını kurcalayan ve yanlışa iten davranışların bir temsili mahiyetinde kullanılan böcek teması, insan zihnindeki haset ve kibrin teatral yansıması olarak sergilenir ve bir mesaj olarak izleyiciye aktarılır.


Orjinal Adı: Poslední trik pana Schwarcewalldea a pana Edgara
Yönetmen: Jan Švankmajer
Koleksiyon: Sürrealizm

Yedinci Mühür (1957)

Orta Çağ’da savaştan bıkmış bir Şövalye, yanında yaveri ile Haçlı Seferleri’nden evine döner. Vebanın yol açtığı tahribatı görünce, böylesi bir ızdıraba neden olan Tanrı’dan kuşkulanmaya başlar. Çok geçmeden Ölüm (Azrail) onu da ziyaret eder; ancak Şövalye kaderine boyun eğeceğine Ölüm’e meydan okuyarak bir satranç oyununa davet eder. Kaybederse canından olmaya razıdır.

Buna koşut bir öyküde ise, genç, masum ve iyimser bir çift bebekleri ile birlikte küçük bir akrobat grubu ile köy köy dolaşırlar. Yolculukları sırasında, bağnaz dinciler kırbaçlama törenleri düzenler ve Tanrı’nın emirlerini yerine getirmeye kendini memur etmiş umarsız kişiler şeytanın esiri köylüleri yakarken, hastalığa uğramış köylerdeki insanların korku içinde yaşadıklarını görürler. Acı çeken Şövalye bu çiftle karşılaştığı zaman, onların birbiri ile olan aşkıyla rahatlarken, meş’um rakibi Ölüm, hepsinin kaderini tayin edecek olan son hamleyi yapmayı bekleyerek, uysal uysal bir kenarda oturmaktadır.

Bergman’ın, Tanrı’nın gövdesiyle bulutlanan bir dünyada insanın yaşamı üzerine varoluşçu eserlerinin ilki olan Yedinci Mühür, yönetmenin çocukluğunun etkisi altında geçirdiği ideallerin baskısını hissettiği bir dönemde yapılmıştı.

Bir rahip oğlu olan Bergman, tıpkı Şövalye gibi, modern dünya topyekün savaşları ve nükleer psikozu ile dini bir bakışı yalanlıyor görünse de, inancın sorunlarından kendini kurtaramıyordu. Seyrek, stilize tematik diyaloğu, ağırbaşlı ses efektleri ve vakur, melankolik müziğiyle Yedinci Mühür, dinsel deneyimin hem daha hafif hem de daha karanlık yanlarının nüfuz ettiği, belki biraz saplantılı, ama yine de çarpıcı bir film olarak varlığını günümüzde de sürdürüyor.


Orjinal Adı: Det Sjunde Inseglet
Yönetmen: Ingmar Bergman
Koleksiyon: Başyapıt