Kosmos’un Çağrısı; Hişt! Hişt!

Nereden gelirse gelsin dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin! Bir hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları. Hişt hişt! Hişt hişt! Hişt hişt! Sait Faik Abasıyanık Belli Belirsiz bir ‘hişt!’ sesiyle uyandım. ‘Hişt!’ sesini gerçekten duymuş muydum? Gerçekten duymuş olmam önemli miydi? Önemli olan uyanmış…[…]

Abbas Kiarostami
1940 – 2016

Hoşça Kal Abbas Usta

İran Yeni Dalgası’nın en büyük yönetmenlerinden ve Sine-Gözcüler’in en kıymetli üstadlarından Abbas Kiarostami Paris’te hayata veda etti. “Kirazın Tadı” filmiyle 1997 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülüne layık görülmüştü. İran İslam Devrimi sonrası ülkeyi terk etmeyen Kiyarüstemi, bu kararını açıklarken “O ağacı başka bir yere taşırsanız artık meyve veremez. Ben de…[…]

Ben Bir Slogan Buldum: Annem Benim Yanımda

2013 Haziran’ı belirli tarihler arasına hapsedilecek bir anılar bütününden çok şimdiye de etki eden, öncesi ve sonrasıyla bize çok şey söyleyen tarihsel zincirin görkemli bir direniş halkasını ifade ediyorsa, o zinciri her yönüyle irdelemeye vesile sanatsal ürünlerin önemi daha da artıyor. Şimdiye dek Haziran İsyanı’na dair birçok belgesel çekildi. Odaklandıkları farklı…[…]

Kiarostami Söyleşisinin Ardından

9 Ocak Cumartesi günü Cer Modern’de Abbas Kiarostami söyleşisi vardı. Daha önce aynı mekanda Nuri Bilge Ceylan’ın fotoğrafları sergilenmişti. Bu sefer de İranlı yönetmenin dondurduğu ve seyre/üzerine düşünmeye sunduğu anlar 10 Nisan’a kadar sergileniyor. Bu serginin başlangıcından bir gün sonra gerçekleşen etkinlikte Kiarostami’nin Yolları adlı kısa belgesel izlendi ve söyleşi…[…]

Kükreyen Yirmi’lerin Almanya’sında “Yeni Nesnellik” ve Fabrika-Şehir Berlin’in İki Filmi

“Neue Sachlichkeit” ya da İngilizcesi ile “New Objectivity”, Türkçesi ile “Yeni Nesnellik veya “Yeni Yansızlık” akımı Weimar dönemi(1919-1933) Almanya’sında etkili olan bir sanat akımıdır. Özellikle Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa’da, insanın (veya sanatçının) kendi eylemleri veya sanatsal üretimleriyle dünyayı değiştireceğine dair duyulan inanç yıkık şehirlerin beton dolu sokak-mezarlarının altında kalmıştır(Baker: 2011, 284). İkinci…[…]